Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı’dan Çağrı: “Gülâboğlu Mehmed Askerî, Yunus Emre’nin Yolundandır, Tanıtılması Gerek”

Afyonkarahisar’ın manevi önderleri arasında bulunan Gülâboğlu Mehmed Askeri, tasavvufla ilgilenen araştırmacıların dikkatini çekiyor, Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı, Gülâboğlu Mehmed Askerî’nin Afyonkarahisar’a 40 yıl hizmet ettiğini, ancak yeterince tanıtılamadığını belirtti

Tasavvuf alanında pek çok esere imza atan Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı, Afyonkarahisar’da gözden kaçan bir noktayı Kocatepe Gazetesi vasıtasıyla hatırlattı. Tatcı, “Gülâboğlu Mehmed Askerî’nin Dîvân-ı İlâhiyât’ını okuyanlar; şairin Allah’a nasıl dost, Peygamber’e nasıl yâr olunacağının ipuçlarını bulacaklardır. Afyon ve tabii ki Türkiye’de genel okuyucu Gülaboğlu’nu tanımamaktadır. Bu sebeple şehrimizin girişlerine bu irfan hazinesinin mekanına dair birer levha konulması elzemdir. Yine bu zat başta olmak üzere Afyon’un manevî değerleriyle ilgili her sene beste yarışmaları yapılabilir. Askerî’nin şiirleri bugün Beş Er’in diğer isimleriyle birlikte okunduğunda 17. yüzyıl Anadolu tasavvuf şiirinin en bütünlüklü tablosunu ortaya koymaktadır. Bu tablonun Afyon’daki çerçevesini Gülâboğlu Mehmed Askerî çizmektedir. Şehrimizin bu büyük ismini yeniden tanımak ve tanıtmak, kültürel mirasımıza duyulan borcun bir parçasıdır” dedi.

Gülâboğlu Mehmed Askerî hakkında ayrıntılı bilgi de veren Mustafa Tatcı, “17’nci yüzyılda Kütahya, Elmalı ve Afyonkarahisar üçgeninde yaşamış mutasavvıf şair Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri, Türk tasavvuf edebiyatının Beş Er olarak bilinen seçkin halkasının önemli bir temsilcisidir. Elmalılı Ümmî Sinân’ın dergâhında yetişip Afyonkarahisar’a halife olarak gönderilen Gülâboğlu Askerî, bu şehirde kırk yıl boyunca halkın irşâdıyla meşgul olmuş; hemrahı Niyâzî-i Mısrî’den bir sene önce 1693’te Afyon’da vefat etmiştir. Dîvân-ı İlâhiyât başta olmak üzere dört eseriyle edebiyat tarihine geçen Askerî, divan-ı ilahiyatı ve diğer eserleriyle yakın zamanda yeniden gündeme getirilmiştir.

Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı'dan Çağrı: Gülâboğlu Mehmed Askerî, Yunus Emre'nin Yolundandır, Tanıtılması Gerek
Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri, Türk tasavvuf edebiyatının Beş Er olarak bilinen seçkin halkasının önemli bir temsilcisidir.

Mustafa Tatcı tarafından yayına hazırlanan ve H Yayınları (Üsküdar İstanbul/ 0552 3319618) tarafından neşredilen BEŞ ER Külliyatı içinde yer alan eserlerden biri de bir Gülâboğlu’nun divanı ve diğer eserleridir. Beş Er ve hassaten Gülâboğlu’nun Divan-ı İlahiyat’ı bir tarafıyla Kütahya diğer tarafıyla Afyonkarahisar’ın manevi kültürüne önemli katkılar sunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı, açıklamasına şöyle devam etti:

Afyonkarahisar, Osmanlı döneminin irfan coğrafyasında her zaman önemli bir yer tutmuştur. Ancak bu şehrin bağrında kırk yıl boyunca yankılanan bir sesin bugün neredeyse unutulmuş olması, kültür tarihimizin büyük bir borcu olarak durmaktadır. O ses, Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri’nindir. Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde dünyaya gelen, Elmalı’daki ünlü Halvetî dergâhında kemale eren ve ömrünün son kırk yılını Afyon halkına adayan bu mutasavvıf şair, Türk tasavvuf şiirinin önemli mirasçılarından biridir. Adı, Niyâzî-i Mısrî’nin yanında anılmakta; Beş Er olarak tarihe geçmiş seçkin bir topluluğun üyesi olarak değerlendirilmektedir. Buna karşın hakkında derlenen bilgi, hâlâ layık olduğu ilgiyle buluşturulamamıştır. Araştırmacılar, Gülâboğlu Mehmed Askerî’nin 1618 ya da 1621 yılında Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde doğduğunu belirtmektedir.

Köken olarak Dağıstan’la ilişkilendirilen Gülâboğlu ailesi, Anadolu’ya yerleşmiş ve zamanla Kütahya çevresinde kök salmıştır. Küçük yaşlarda medrese eğitimi alan Askerî, ilk olarak zâhirî ilimlerde derinleşmiş; ancak tasavvuf yolunun çekimiyle bu eğitimini manevi bir olgunlaşmaya zemin olarak kullanmıştır. Hayatının en belirleyici dönüm noktası, Elmalılı Ümmî Sinân Hazretleri’ne intisap etmesidir. Ümmî Sinân’ın dergâhında uzun yıllar seyr-ü sülûk çıkaran Askerî, mürşidinin onu Afyonkarahisar’a halife olarak göndermesiyle şehrimizle buluşmuştur. Kaynaklara göre bu görev tahminen 1650’li yıllarda başlamış; Askerî, Afyon’da geçirdiği kırk yılın ardından 1693’te bu şehirde vefat etmiştir.

Afyon’daki türbesi bugün hâlâ ziyaretçi kabul eden kutsal mekânlar arasındadır. Yüzyıllardır süregelen bu ziyaret geleneği, Askerî’nin şehir halkının hafızasında ne denli derin bir iz bıraktığını gözler önüne sermektedir.”

Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı, Gülâboğlu Mehmed Askerî’nin tasavvuf edebiyatında özel bir yeri olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:

“Gülâboğlu Mehmed Askerî, tasavvuf edebiyatında Beş Er adıyla bilinen bir topluluğun mensubudur. Bu beş eren; Malatyalı Niyâzî-i Mısrî, Kütahyalı Müftî Dervîş, Uşaklı Ahmed Matlaî ve Şeyhî mahlasıyla tanınan Muslihiddîn Mustafa ile birlikte aynı mürşidin dergâhında yetişmiş ve Türk tasavvuf şiirinin 17. yüzyıldaki en güçlü seslerini oluşturmuştur.

Araştırmacı-Yazar Mustafa Tatcı'dan Çağrı: Gülâboğlu Mehmed Askerî, Yunus Emre'nin Yolundandır, Tanıtılması Gerek

Bu beş tasavvuf şairi birbirine bağlayan yalnızca ortak mürşit değil, ortak bir şiir anlayışı ve ortak bir irfan iklimi de söz konusudur. Birbirlerine nazireler yazmışlar, aynı düşünceleri halis bir Yunus Türkçesi ile farklı şiirlerde işlemişler; böylece âdeta bir edebiyat okulu kurmuşlardır. Niyâzî-i Mısrî’nin ‘Biz beş er idik/Çıkıp bir demde yola girdik’ dizesi, bu birlikteliğin bizzat şairler tarafından da bilincinde olunduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar, Beş Er içinde şiir sanatı bakımından en güçlü ismin Niyâzî-i Mısrî olduğunu kabul etmekle birlikte, Gülâboğlu Askerî’nin Afyon’da yürüttüğü irşad faaliyeti ve geride bıraktığı dört eser sayesinde bu halkada ayrı ve değerli bir konuma sahip olduğunu vurgulamaktadır. Gülâboğlu Mehmed Askerî, medrese tahsili görmüş olduğu halde arı duru bir Türkçe ile şiirler  yazmıştır. Döneminin pek çok şairi ağır Farsça ve Arapça kavramlara yaslanırken Askerî, Yûnus Emre geleneğinin izinde yürümüş; halkın diline yakın, içten ve doğrudan bir üslup benimsemiştir. Araştırmacılar bu dil tercihini, Askerî’nin içinde yetiştiği Yörük (Türkmen) kültürünün canlılığına bağlamaktadır.

Şiiri için bizzat şöyle der: ‘Şi’rimiz tefsîr-i Kur’ân âyet-i Rahmânî’dir / Sırr-ı vahdet söyleriz bürhânımız tevhîd-i zât.’ Bu dizelerde Askerî, şiirini salt edebi bir üretim olarak değil, vahdet hakikatinin bir yorumu olarak konumlandırmaktadır. Külliyatta ‘Askerî hazretleri lakaplarıyla özdeşleşmiş biri olarak şiirini gönül hokkasına koyduğu gülsuyu ile kaleme almıştır’ şeklinde değerlendirilen bu şiir anlayışı, dil ile maneviyatı birbirinden ayrılmaz kılmaktadır. Yesevîler’den Yûnuslar’a, Niyâzîler’den Osman Kemâlîler’e uzanan gönül silsilesinin Afyon halkasını Askerî temsil etmektedir.”

Mustafa Tatcı, Gülâboğlu Mehmed Askerî’nin günümüze kadar ulaşan eserlerinin olduğunu belirterek “Gülâboğlu Mehmed Askerî’nin günümüze ulaşan eserleri dört başlık altında toplanmaktadır. Bunların en kapsamlısı, aruz ve hece vezinleriyle kaleme alınmış ilâhîlerden oluşan Dîvân-ı İlâhiyât’tır. Şairin hece veznindeki aruz kusurları araştırmacılarca not edilmekle birlikte, bu durum onun şairliğine halel getirmemektedir; zira Askerî’nin şiiri biçimden çok özü, sesten çok anlamı öncelemektedir. İkinci eseri olan Etvâr-ı Seb’a (ya da Câmi’ü’l-Esrâr), tasavvuf yolunun yedi makamını ele alan yaklaşık 250 beyitlik bir mesnevidir. Sülûku’s-Sâlikîn fî Beyâni Esrâri’l-Ârifîn adlı mensur risale ise sülûk anlayışını nesirle aktarmaktadır. Dördüncü eseri Pend-nâme, nasihat geleneğinin Askerî’deki yansımasıdır. Bu dört eser, yakın zamanda tenkitli metin çalışmalarıyla birlikte ilgililere sunulmuş; Afyon’un manevi mirasına ilişkin pek çok bilinmezi aydınlatan birincil kaynaklar haline gelmiştir. Gülâboğlu’nun eserleri Mustafa Tatcı tarafından yayına hazırlanmış ve H yayınları tarafından Beş Er külliyatı içinde neşredilmiştir. Gülâboğlu Askerî’nin Afyonkarahisar ile bağı, yalnızca bir halifenin göreve gönderilmesi hikâyesinden ibaret değildir. Askerî, Afyon’da tam kırk yıl boyunca halkın manevî eğitimiyle meşgul olmuş; tekke geleneğinin en işlevsel biçimini burada yaşatmıştır. Onun Afyon’daki varlığı, şehrin kültürel kimliğinin 17. yüzyıldaki en önemli manevi unsurlarından biri olarak değerlendirilmelidir.

Niyâzî-i Mısrî Hazretleri’nin Türk tasavvuf tarihi içindeki yeri neyse, Gülâboğlu Askerî Hazretleri’nin, yani Beş Er’in yeri de odur. Afyon’un bu büyük ismini daha geniş bir okuyucu kitlesine tanıtmak için mutlaka yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Mustafa Tatcı: “Askerî’nin türbesinin Afyon’un kültür turizmi rotalarına dahil edilmesi, bu çabaların somut adımlarından biri olarak gündeme alınmalıdır. Hazretin türbe çevresi mutlaka yeniden düzenlenmeli, genişletilmelidir.” ifadelerine yer verdi.

MUSTAFA TATCI KİMDİR?

Denizli/Kızılcabölük’te doğdu (12 Şubat 1961). Cumhuriyet İlkokulu’nda (1974), Denizli Lisesi’nde okudu (1978). Uludağ Üniversitesi Necati Bey Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1984). Gazi Üniversitesi’nde “Hayretî Dîvânı’nda Din ve Tasavvuf” konusunda yaptığı teziyle Yüksek lisansını (1986); “Yûnus Emre Dîvânı-İnceleme-Tenkitli Metin” adlı teziyle doktorasını tamamladı (1990). Askerliğini Çankırı Astsubay Hazırlık Okulunda Öğretmen Asteğmen olarak yaptı. Silvan Endrüstri Meslek Lisesinde Edebiyat Öğretmenliğinden sonra (1985-1986) Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümüne öğretim görevlisi olarak atandı. Hâlen aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesinde Yayın Kurulu Üyesi olarak da görev yapan yazarın Klasik Türk Edebiyatı ve Türk Tasavvuf Edebiyatı alanında özellikle de Yûnus Emre mektebine mensup zatlarla ilgili pek çok eseri neşredilmiştir. TRT’nin yayınladığı Aşkın Yolculuğu-Yûnus Emre dizisinin danışmanlığını da yapan Tatcı, İş Bankası 1991 Yûnus Emre Yılı Eser Yarışması Ödülü, ESKADER 2012 Üstün Hizmet Ödülü, Hz. Pir Şaban-ı Veli Kitabı’yla Türkiye Yazarlar Birliği 2018 yılı “Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülü”, TÜRKKAD 2021 yılı “Kültürümüze Hizmet Edenler Ödülü”, Kahraman Maraş Şiir ve Edebiyat Ödülleri 2021 Yûnus Emre Jüri Özel Ödülü, Eskişehir Mihalıcçık Belediyesi 2023 yılı “Yûnus Emre Onur Ödülü”, Ordu Üniversitesi-21. yüzyıl Gençlik ve Münazara Kulubü “2024-Yılın Türk Bilgeliğine Hizmet Ödülü’ne lâyık görüldü. Yazar, Ebru Hanım’la evli olup Hamid ve Nezahat’in babası, Handegül’ün Dedesi’dir.

Mustafa Tatcı’nın yayınlanmış bazı çalışmaları şunlardır: Niyâzî-i Mısrî, Hayatı, Eserleri ve Fikirleri, 1984; Yûnus Emre Bibliyografyası, 1988; Şiir Burcunda Çocuk, 1993; Türk Edebiyatında Tasavvufî Rüyâ Tabirnâmeleri, 1995; Kırımlı Selîm Dîvâne, Miftâhü Müşkilâti’l-Ârifin Adâbu Tarîki’l-Vâsilîn, 1996; Üzüm Dedesi Hüseyin Hulusî Efendi, 1997; Edebiyattan İçeri, 1997; Mustafa Rûmî Efendi, Dîvân, 1998; Hayretî’nin Dinî Tasavvufî Dünyası, 1998; İstanbul’da Buharalı Bir Mutasavvıf: Emir Buharî, 1998; Türk Edebiyatında Hû Şiirleri, 1999; Çavdaroğlu Müfti Dervîş, 1999; Hüseyin Vassâf, Hayatı, Eserleri ve Şiirlerinden Seçmeler, 1999; Hüseyin Vassâf, Mevlid, 1999; Yesevîlik Bilgisi, 2000; Giritli Salacıoğlu Mustafa, Dîvân, 2000; İsmail Hakkı Bursevî, Şerh-i Nazm-ı Ahmed, 2000; Belgelerle Orhan Velî, 2000; Türk Edebiyatında Şathiyye, 2001; Bayburtlu Celâlî ve Şiir Dünyası, 2000; Ümmî Dîvân Şairleri ve Enverî Dîvânı, 2001; Muslihüddîn Vahyî, Mirâc, 2001; Eroğlu Nuri, Dîvânçe-i İlâhiyat, 2002; Menâkıbnâme-i Hasan Ünsi, 2002; Elmalı’nın Canları, 2003; Üsküdarlı Mustafa Manevî, Dîvânçe-i İlâhiyât, 2003; İbrahim Hâs, Yûnus Emre’nin Bir Şiirinin Şerhi-Çıktım Erik Dalına, 2003; Eroğlu Nûri, Tasavvuf Bi’t-Tarîkat-Tasavvufa Dair, 2003; İbrahim Hâs, Yûnus Emre’nin Bir Şiirinin Şerhi-Çıktım Erik Dalına, 2004; Çankırılı Bir Melâmî Şair-Abdullah Özay, 2004; Üsküdarlı Muhammed Nasûhî ve Dîvânçe-i İlâhiyâtı, 2004; Ünsî Hasan Şabânî, Dîvân-ı İlâhiyât, 2004; Yûnus Emre Külliyâtı I, II, III, IV, V, 2005; İbretî, Dîvân-ı İlâhiyât, 2005; İbrahim Hâs, Tasavvufî Konuşmalar, 2005; İbrahim Hâs, Tasavvufî Mektuplar, 2005; Aziz Mahmûd Hüdâyî, Dîvân, 2005; Üsküdarlı Selâmî Ali Celvetî-Hayatı, Tarîkatnâmesi ve Vakfiyesi, 2006. Ali Örfî, Tasavvufî Sorular ve Cevaplar, 2006; İbrahim Hâs, Şabâniyye Silsilesi, 2006; Üsküdarlı Nasûhî, Hz. Peygamber Yolunda Tasavvuf, 2006; Sinop Gazetesinin Tanıklığında Millî Mücâdele, 2006; Yûnus Emre Külliyâtı 6 Cilt, 2008; Hallâc-ı Mansûr Menâkıbnâmesi, 2008; İşitin Ey Yârenler, 2008; Aşk Bir Güneşe Benzer, 2010; Dervîşler Hüma Kuşu, 2010; Aşk İmamdır Bize, 2010; Limni’de Sürgün Bir Veli, 2010; Burc-ı Belâda Bir Merd-i Hudâ Niyâzî-i Mısrî, 2010; Ünsî Hasan Şabânî, Kelâm-ı Azîz-Bir Erenin Söyledikleri, 2011; Niyâzî-i Mısrî’nin İzinde Limni’den Geliyorum, 2011; Ömer Fuâdî, Dîvânçe-i İlâhiyat, 2012; Tapduk Emre, 2012; Hüseyin Vassâf, Dîvân 2012; Bursalı Kâsımzâde Seyyid Mehmed Emin Halvetî, Dîvân-ı İlâhiyât 2012; Niyâzî Mısrî, Sarajevo 2012; İşitin Ey Yârenler, 2015; Hazret-i Pîr Şabân-ı Velî ve Şabânîlik, İstanbul 2012; Geredeli Mustafa Rûmî, Dîvân-ı İlâhiyât, 2013; Senâyî Hasan Şabânî, Dîvân-ı İlâhiyât, 2013; Safranbolulu Mehmed Emin Halvetî, Mir’âtü’l-Âşıkîn ve Mizânü’l-Âşıkîn-Âşıklara Ayna ve Terâzî, 2013; Muslihiddîn Vahyî, Mirâç, 2013; Hasan Ünsî ve Menâkıbnâmesi, 2013; Yûnus’un Gül Bahçesinden C. 1-2, Ankara 2013; Hüseyin Vassâf, Mevlid Şerhi-Gülzâr-ı Aşk, 2013; Halvetî Şabânî Yolunun Adâbı, 2013; İbrahim Hâs, Yûnus Emre’nin Bir Şiirinin Şerhi-Kerpiç Koydum Kazana, 2014; Seyyid Muhammed Nûrü’l-Arabî, Niyâzî-i Mısrî Dîvânı Şerhi, 2014; Eşrefoğlu, Dîvân-ı İlâhiyât, 2014; Şâir Yûnus, Tahran 2014; Yahya-yı Şirvânî’den Şabân-ı Velî’ye Halvetiyye, Bakü 2014, Bursalı Mehmed Tâhir, Seyyid Muhammed Nûrü’l-Arabî Menâkıbnâmesi, 2014; Arşiv Belgelerine Göre Niyâzî-i Mısrî ve Dergâhları, Ankara 2015; Yûnus Emre İle Aşk Yolculuğu, 2015; İlyâs İbn İsa Saruhanî, Mecdüddîn İsâ Bayramî Menâkıbnamesi-Nutk-ı Şerifler, 2016; Eroğlu Nuri, Dîvânçe-i İlâhiyât, 2016; Rumeli Alperenleri, 2016; Hüseyin Vassâf Bey, Gerçeği Gösteren Ayna, 2016; Hasan Ünsî Halvetî ve Menâkıbnâmesi, 2013, (4. baskı 2016); Enfi Hasan Hulûs Halvetî-16. ve 18. Asırlarda Yaşayan Velîler ve Deliler-Tezkiretü’l Müteahhirîn 2016; Niyâzî-i Mısrî Halvetî- Dîvân-ı İlâhiyât, (5. baskı) 2015; Sinan Ümmî Halvetî, Dîvân-ı İlâhiyât, 2016; Cihangîrde Bir Aşk ve İrfan Ocağı, 2016; Osman Kemâlî, Aşk Sızıntıları, 2016; Azerbaycan Bilgeleri, 2017; Erenler Kitabı, 2017; Üsküdarlı Mehmed Nasûhî Halvetî-Seyr ü Sülûk Mektupları, 2017; Osman Kemalî-İrfan Sızıntıları, 2017; Denizlili Mehmed Emin Efendi, Nereden Gelip Nereye Gidiyor İnsan-Hakikatten Bir Bahis, 2017; Muhammed Nûru’l-Arabî-Nesefi Akâidi Şerhi, 2017; Melâmet Kalesinin Hazînedârı Niyâzî-i Mısrî, 2017; Elmalılı Vâhib Ümmî Halvetî-Dîvân-ı İlâhiyât, 2017; Hazret-i Pîr Şabân-ı Velî Kitabı, 2018; Yahyâ-yı Şirvanî Kitabı, 2018; Selanikli Alî Örfî, Mısrî Niyâzî Dîvânı Şerhi, 2018; İbrahim Hâs, Şiirin Hâs’ı, 2018; Abdülhay Celvetî, Hacı Bayram-ı Velî Şerhi, 2018; Aşktan Söyler Bu Dilim, 2019; In The Education Of Tasawwuf: Nafs-Tawhid-Zat, 2019; Yûnus Emre’den Yolcuya Öğütler, 2020; Ben Doğurdum Anamı, 2020; Bir Mektebe Uğradım, 2020; Her Genç Bir Yûnus, 2020, Üftâde’den Aşk Dersleri, 2020; Yûnus’un Denizinde, 2020; Yûnus Bir Söz Söylemiş, 2020; Rakkâse, 2020; Kemâlî’nin Yûnus’u, 2021; Yûnus Emre Külliyatı (C. 1, 2), 2021; Menkıbeler ve Minyatürlerle Dilden Dile Yûnus Emre, 2022; Through Epics and Miniatures, 2022; Pîr-i Halvetî-Seyyid Yahyâ-yı Şirvanî Kitabı-Manzûm Eserler, 2022; Akşemseddîn Kitabı, 2022; Akşemseddîn ve İlâhîleri, 2022; Akşemseddîn, Erenlerin Makamları, 2022; Dervîş İbrahim Halvetî, Bolulu Mustafa Safî Halvetî Menâkıbnâmesi, 2022; Amasya Bilgeleri, 2022; Nizâmoğlu Seyyid Seyfullah, 2022; Aşkın Dili Yûnus Emre, (12 dilde), 2021, 2022; Sevgi Bir Yûnus, 2023; Hazret-i Pîr’den Cemâleddîn Azîz’e Halvetî Şabânîler, 2024; Zâhid Bizi Ta‘n Eyleme, 2024; İstanbul’un Manevî Fatihi Akşemseddîn, 2024; Aşk Dilimiz Yûnus Emre, 2024; Şâh’ın Nefesi, 2024; Denizlili Bir Eren Üzüm Dedesi Hüseyin Hulûsî Efendi, 2024; Pervâneler Nâra Fedâ, 2024; Devrân, 2024; Ünsî Hasan Halvetî, İlâhî Birlik, İstanbul 2025; Evhadüddîn-i Belyânî, İlâhî Birlik (Ahadiyyet Risâlesi Tercümesi), İstanbul 2025; Gülâboğlu Mehmed Askerî-Dîvân-ı İlâhiyât, İstanbul 2026; Çavdaroğlu Müftî Dervîş, Dîvân-ı İlâhiyât, 2026; Bayrâmî Şeyhi Ulalı Hüsâm Efendi ve Mehmed Şâfiî’nin Hayatı-İlâhîleri, 2026.

Yabancı dillere çevrilen kitaplar

Yûnus Emre Through Epics and Miniatures, 2021, Юнус Емре, (Bulgarcaya tercüme: Sevcan Kence), 2024; In The Education Of Tasawwuf: Nafs-Tawhid-Zat, 2019; Niyâzî Mısrî Bogougodnik Na Svodu Nedaca, Saraybosna 2012;یونس شاعر Persian, Tahran 2014; The Language of Love Yûnus Emre 2021; Sprache der Liebe Yûnus Emre, 2021; Le langage de l’amour Yûnus Emre, 2021; махаббат тілі Yûnus Emre, 2021; Jezik Ljubavi Yûnus Emre, 2021: Ishq Tılı, Yûnus Emre, 2021; 愛の言葉, 2021;لغة الحب, 2021; زبان عشق 2021; язык любви 2021; 爱的语言, 2021; Юнус Эмре, 2022; Mustafo Tatji, Yûnus Emre Devonı, Toshkent 2024; Yunus Emre DIE SPRACHE DER LIEBE Ausgewählte und kommentierte Gedichte von, 2026; Yunus Emre THE LANGUAGE OF LOVE -Selected Poems With Commentary, 2026; Yunus Emre LE LANGAGE DE L’AMOUR — Poèmes choisis et commentaires — , 2026.

07.04.2026 tarihinde kocatepegazetesi.com’da yayımlanan haberin linki: https://www.kocatepegazetesi.com/arastirmaci-yazar-mustafa-tatci-dan-cagri-gulaboglu-mehmed-askeri-yunus-emre-nin-yolundandir-tanitilmasi-gerek/403466/